Özellikle erkeklerde (nadiren kadınlarda) saçta derinin tepe ve ön kısmı ile şakaklarda açılma, seyrelme şeklinde görülür.
luşumu, genetik zeminde erkeklik hormonu ( androjen) etkilerine dayanır. Genellikle 20 yaştan sonra başlar ve ilerleyici seyir gösterir. Erkeklerin yarısından fazlasında mevcuttur.
Erken evresinde ve özellikle gençlerde lokal tedaviye yanıt alınır.
Tedavisinde lokal minoksidil veya ağızdan finasterid tablet etkili olabilir ancak etkileri geçicidir.
Dökülme ilerledikçe saç ekimi gerekir.
3- Bölgesel saç dökülmesi (Alopesi Areata)
En sık saçlı deri ve sakal bölgesinde iz bırakmayan iyi sınırlı dökülme alanları şeklinde görülür.
Halk arasında yanlışlıkla saçkıran olarak tabir edilir. Bulaşıcı değildir.
Stres, kalıtsal faktörler, otoimmün hastalıklar (tiroid hastalığı, diyabet, guatr) ile ilişkili olabilir.
Tedavisinde kortizon, minoksidil, antralin veya d vitamini (kalsipotriol) losyonları kullanılır.
Bu tedaviler etkili olmazsa cilt hastalıkları uzmanı tarafından lezyon içine kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Kortizon enjeksiyonu 3-4 haftada bir tekrarlanabilir. Lokal tedaviye göre daha hızlı ve başarılı sonuç verir.
Çok yaygın ve bu tür tedavilere yanıt alınmayan hastalarda sistemik kortizon tedavisi gerekebilir.
4- Skar (iz) bırakan saç dökülmesi
Bazı cilt hastalıkları (lupus, mantar infeksiyonu, şiddetli yanıklar, cilt kanseri) nda ortaya çıkabilir.
Saç kökü tahrip olduğundan saçların tekrar çıkması zordur.
Saç dökülmesi olan hastaya yaklaşım:
*Saç dökülmesi yaşayan hastalar saçlı deri tahrişinden kaçınmalıdır. (örn. sıkı ve gergin saç tokaları, saç bantları, çok sıcak ve yakın tutulan saç kurutma makineleri, kimyasallar)
*Saç dökülmesi şikayeti olan kişi mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanına başvurmalı; tıbbi özgeçmişi (hastalıklar vs), kullanmakta olduğu ilaçlar, ailevi yatkınlığı sorgulanarak, gerekli kan tetkikleri (kan sayımı, tiroid hormonu, b12 vitamin, folik asit vs) yapılmalıdır.
*Tedavi yöntemleri ile saçlar ilk önce zayıf ve açık renkli olarak belirir, zamanla güçlenir, kalınlaşır. Tedavi şekli ne olursa olsun süreç uzundur, sabır gerektirir, doktor kontrolünde sürdürülmelidir.
*Uzman doktor kontrolü olmadan ilaç kullanmamalıdır. Tedaviler doktor kontrolünde devam etmelidir.